Sevgili Anne Babalar,
Özel Bergama Gelişim Anaokulu olarak çocuklarımızın gelişiminde ve başarısında ailenin önemli rolü olduğuna inanmaktayız. Herkesin bildiği bir söz vardır; “Eğitim ailede başlar.” Gerçekten de çocuğa aile içinde gereken becerileri kazandırmaya çalışıyoruz. Ama ne kadarını kazandırabiliyoruz ve kazandırmak için neler yapıyoruz. Zaten önemli olanda “Ne Kadar?” sorusunun cevabı. Çocuk aileyi yansıtır. Aile içindeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişiliğini şekillendirir. Yani aile iletişim becerilerini kullanmazsa çocukta iletişim becerilerini kullanamaz. Dolayısıyla çocuk hem ailede hem de sosyal çevrede sürekli çatışma içine girer.
Elbette ki her anne baba çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister. Çocuğuna iyi niyetle yaklaşmaya çalışır. Ama anne baba iyi niyetleri kullanmasına rağmen yanlış yöntemleri kullanabiliyor. Burada ailenin vereceği iyi bir eğitim çocuğuyla kurduğu sağlıklı iletişim becerilerini kullanmasına bağlıdır. Bu sağlıklı iletişimi çocukla kurabilmek için önce onu tanımak ve onun temel gereksinimlerine saygı duymak gerekir. Sorun çözme, ben dilini kullanabilme, etkin dinleme gibi temel iletişim becerileri ile çocuğunuza daha olumlu yaklaşabileceksiniz. Her şeyden önemlisi çocuklarınızı ayrı birer kişi olarak görüp onların kişiliklerine, bağımsızlıklarına saygı duymaktır. Çocukları tanımada ve anlamada en büyük yardım aslında kitaplar değil çocuğunuz ve sizlerin arasındaki o köprüdür.
Bu sebeple Şubat ayı bülteni olarak “Aile İçi İletişim” konusuna değineceğim.
Siz ebeveynlere katkısı olması dileğiyle…
Psikolojik Danışman
Ecem Geyikli
AİLE İÇİ İLETİŞİM:
İleşim: Kişilerin duygu, düşünce ya da fikirlerini çeşitli yollarla başkasına aktarmasına ileşim denir. İleşimde kişinin konuşma biçimi, seçği sözcükler, ses tonu, beden duruşu, jest ve mimikler de önemlidir.
Çocuğun Gelişiminde İletişimin Önemi
Her birey bir ailenin içine doğar. Dünyaya geldiğinde ailesinin inançları, tutum ve davranışları, kişilik özellikleri ve en önemlisi ona karşı davranış şekilleri doğrultusunda kişiliği, bakış açısı, davranışları şekillenir. Erken çocukluk dönemi 0-6 yaş (0-72 ay) döneminde gelişim çok hızlıdır ve çocuk birçok şeyi öğrenmeye açıkr. Kişiliğin büyük bir bölümü 5-6 yaşına kadar oluşmaktadır. Aile içi ileşim bu açıdan bakacak olursak bireyin erken çocukluk döneminde yaşadıklarının, öğrendiklerin yaşamının ilerleyen aşamalarında etkisini sık sık göstereceğinden emin olabiliriz. Aile içi ileşim, çocukların gelişimi üzerinde önemli bir etkiye sahip olan temel bir faktördür. Sağlıklı ve etkili aile içi ileşim, çocukların duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimlerini destekler. İşte aile içi ileşimin çocuk gelişimi üzerindeki etkileri:
A-DUYGUSAL GELİŞİM:

- Güven ve Bağlanma
Güvenli Bağlanma: Açık, destekleyici ve güvenilir iletişim, çocukların güvenli bağlanma tarzlarını geliştirmelerine yardımcı olur. Güvenli bağlanma, çocuğun kendine güvenini ve başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurma yeteneğini destekler.
Duygusal Destek: Duygularını ifade edebileceği bir ortam sağlayan iletişim, çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarına ve sağlıklı duygusal ifadeler geliştirmelerine yardımcı olur.
2. Duygusal Zeka
Empati Gelişimi: Aile içindeki etkili iletişim, çocukların empati ve duygusal anlayış becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur. Ebeveynlerin duygusal ifadelerini paylaşmaları ve çocuklarının duygularını anlamaları, empati gelişimini destekler.
Duygusal Düzenleme: Ebeveynlerin çocuklarına duygusal yönetim stratejileri öğretmeleri, çocukların stres ve öfke gibi duyguları sağlıklı bir şekilde düzenlemelerine yardımcı olur.
B- Sosyal Gelişim
1.Sosyal Beceriler
iletişim Becerileri: Aile içindeki olumlu iletişim, çocukların sosyal becerilerini ve etkili iletişim yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur. Çocuklar, aile içindeki etkileşimler aracılığıyla nasıl konuşacaklarını, dinleyeceklerini ve empati göstereceklerini öğrenirler.
Sosyal Etkileşim: Ebeveynlerin ve diğer aile üyelerinin çocuklarla etkileşim kurma şekilleri, çocukların sosyal kuralları ve ilişkilerdeki dinamikleri anlamalarına yardımcı olur.
2.Aile ilişkileri
Aile İçindeki Rollerin Anlaşılması: Aile içindeki açık ve sağlıklı iletişim, çocukların aile üyeleri arasındaki rollerin ve sorumlulukların anlaşılmasını sağlar. Bu anlayış, çocukların aile içindeki ilişkilerde uyum sağlamalarına yardımcı olur.
Aile Bağları: Güçlü aile bağları ve olumlu iletişim, çocukların aile üyeleriyle sağlam ilişkiler kurmalarını ve aile içi destek sistemlerinin bir parçası olmalarını sağlar.
C- Bilişsel Gelişim
1.Öğrenme ve Problem Çözme
Bilgi Paylaşımı: Ebeveynlerin çocuklarına bilgi aktarması ve sorularına cevap vermesi, çocukların bilişsel becerilerini geliştirir. Açık ve teşvik edici iletişim, çocukların öğrenme motivasyonunu artırabilir.
Problem Çözme Becerileri: Aile içindeki etkili iletişim, çocukların problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. Ebeveynler, çocuklarına problemleri çözme konusunda rehberlik edebilirler.
2.Dil ve iletişim Becerileri
Dil Gelişimi: Ebeveynlerin çocuklarına zengin bir dil ortamı sunmaları, çocukların dil gelişimini destekler. Konuşma, dinleme ve etkileşimler yoluyla çocuklar, dil becerilerini geliştirirler.
İletişim Pratikleri: Ebeveynlerin çocuklarıyla etkili iletişim kurma yöntemleri, çocukların sosyal ve bilişsel gelişimlerine katkıda bulunur. Çocuklar, iletişimde netlik ve tutarlılığı öğrenirler.
D- Davranışsal Gelişim
1.Davranış Modelleri
Rol Modeli Olma: Ebeveynler, çocuklar için önemli rol modellerdir. Aile içindeki sağlıklı iletişim ve problem çözme stratejileri, çocukların davranışlarını
etkiler ve olumlu davranış modelleri geliştirir.
Disiplin ve Kurallar: Aile içindeki açık iletişim, çocukların davranışsal sınırları ve kuralları anlamalarına yardımcı olabilir. Ebeveynler, çocuklara
kuralların nedenlerini açıklayarak disiplin uygulayabilirler.
2.Davranışsal Duyarlılık
Davranışların Anlaşılması: Aile içindeki etkili iletişim, çocukların kendi davranışlarını ve başkalarının davranışlarını anlamalarına yardımcı olabilir. Bu anlayış, çocukların sosyal etkileşimlerde
daha uyumlu ve anlayışlı olmalarını sağlar.
Davranışların Düzenlenmesi: Açık iletişim, çocukların davranışlarını gözden geçirmelerine ve gerektiğinde değişiklik yapmalarına olanak tanır. Ebeveynler, çocuklarla bu konuda yapıcı bir diyalog kurarak rehberlik edebilirler.
E- Aile içi iletişim Stratejileri
1.Açık ve Duyarlı iletişim
Dinleme Becerileri: Aile üyeleri arasında aktif ve dikkatli dinleme, etkili iletişimin temelidir. Çocukların kendilerini ifade etmelerine ve duygularını paylaşmalarına fırsat tanır.
Açık İfade: Ebeveynler, çocuklarına düşüncelerini ve duygularını açıkça ifade etme fırsatı sunarak, sağlıklı bir iletişim ortamı yaratabilirler.
2.Olumlu Pekiştirme ve Destek
Olumlu Geri Bildirim: Ebeveynlerin çocuklarına olumlu geri bildirimde bulunmaları, çocukların özsaygısını artırır ve olumlu davranışları pekiştirir.
Destekleyici Davranış: Çocukların başarılarını ve çabalarını desteklemek, onların motivasyonunu artırır ve gelişimlerini teşvik eder.

AİLE İÇİ İLETİŞİMDE YAYGIN ENGELLER
Aile içi iletişim, sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur; ancak bu iletişimin önünde bazı engeller bulunabilir. Bu engeller, aile bireylerinin birbirleriyle etkili bir şekilde iletişim kurmalarını zorlaştırabilir ve ilişkilerde gerginliğe yol açabilir. İşte aile içi iletişimde sıkça rastlanan yaygın engeller ve bunların üstesinden gelme yolları:
A. İletişim Kopuklukları ve Yanlış Anlaşmalar
Aile içinde iletişim kopuklukları, genellikle yeterince dikkatli dinlememe veya yanlış yorumlama sonucunda ortaya çıkar. Kişilerin birbirlerini anlamadan konuşmaları, yanlış anlaşılmalara yol açarak çatışmalara neden olabilir. Bu durumun üstesinden gelmek için:
Aktif Dinleme Pratiği Yapılmalı: Aile bireylerinin birbirlerini dinlerken dikkatlerini tamamen karşı tarafa vermeleri, yanlış anlaşılmaları azaltır.
Sorular Sorarak Anlamı Netleştirme: Belirsiz noktaları açıklığa kavuşturmak, yanlış anlamaların önüne geçer ve daha etkili bir iletişim sağlar.
B. Aşırı Eleştiri ve Suçlama
Aşırı eleştiri ve suçlayıcı dil, aile üyeleri arasında gerginlik yaratabilir ve iletişimi olumsuz etkileyebilir. Bir bireyin sürekli eleştirilmesi, kendisini savunmaya geçmesine veya iletişimi kesmesine neden olabilir. Bunun yerine:
Olumlu ve Yapıcı Geri Bildirim Verilmeli: Eleştiri yerine yapıcı geri bildirimler, aile üyelerinin motivasyonunu artırır ve olumlu bir iletişim ortamı yaratır.
“Ben” Dili Kullanma: “Sen” dili yerine “Ben” diliyle konuşmak, suçlama hissini azaltır ve karşı tarafın savunmaya geçmesini önler. Örneğin, “Sen asla dinlemiyorsun” yerine, “Dinlenmediğimi
hissettiğimde üzülüyorum” gibi ifadeler kullanılmalıdır.
C. Zaman Yönetimi ve İletişim Eksikliği
Yoğun çalışma saatleri, okul, sosyal hayat ve diğer sorumluluklar aile içi iletişim için yeterli zaman ayıramamaya neden olabilir. İletişim eksikliği, aile üyeleri arasında bağların zayıflamasına ve
anlaşmazlıkların artmasına yol açar. Bu sorunu çözmek için:
Planlı Zamanlar Ayırma: Aile bireylerinin birbirleriyle düzenli olarak iletişim kurabilmeleri için haftalık planlar yapılabilir. Örneğin, akşam yemeklerinde veya hafta sonu etkinliklerinde birlikte vakit geçirmek iletişimi güçlendirir.
Teknolojiye Ara Verme: Ekran başında geçirilen süreyi azaltmak ve yüz yüze sohbetler için alan açmak, iletişimi daha etkili hale getirir.

D. İletişim Tarzlarındaki Farklılıklar Yoğun çalışma saatleri, okul, sosyal hayat ve diğer sorumluluklar aile içi iletişim için yeterli zaman ayıramamaya neden olabilir. İletişim eksikliği, aile üyeleri arasında bağların zayıflamasına ve anlaşmazlıkların artmasına yol açar. Bu sorunu çözmek için:
İletişim Tarzlarını Anlama ve Uyarlama: Aile üyelerinin iletişim tarzlarını tanımak ve buna uygun bir yaklaşım benimsemek, etkili iletişim sağlar.,
Empati Kurma: Karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışmak, iletişimin daha sağlıklı ilerlemesine katkıda bulunur.
Bu engellerin farkında olarak ve çözüm odaklı bir yaklaşımla hareket ederek, aile içi iletişimde yaşanan sorunlar azaltılabilir ve daha sağlıklı, destekleyici bir aile ortamı oluşturulabilir.
ANNE BABA TUTUMLARI:
Aile çocuğun ilk sosyal deneyimlerin edindiği yerdir. Çocuğun aile ortamında olumlu kişilik özellikleri geliştirmesi, iyi bir eğitim alması ve bütüncül olarak gelişimi için ailenin çocuğa karşı sergilediği tutumlar önemlidir.
1) OTORİTER TUTUM:
-Aşırı kontrollüdürler.
-Az sıcak ilişkiler kurarlar.
-Çocuğun gelişim düzeyi ve istekleri göz ardı edilerek
yüksek beklentiye girerler.
-Kurallar katı ve itaate önem verirler.
-Ailenin istediği davranışlar yerine getirilmediğinde çocuk cezalandırılır.
-Otoriter tutuma sahip ailelerin çocukları daha bağımlı, daha zayıf ilişkiler kurarlar, itaatkâr ve saldırgan olma eğilimindedirler, tedirginlik-stres-kararsızlık ve özgüven eksikliği görülür
2) İLGİSİZ TUTUM:
-Çocukların isteklerine karşı herhangi bir sınırlama
getirmezler ve onun isteklerine gereksinimlerine karşı kayıtsız kalırlar.
-Çocuklarını önemsemezler ve ihtiyaçlarını görmezden gelirler.
-Bu ailelerde yetişen çocuklar; olumsuz davranışlar gösterir, dikkat çekmeye çalışır, saldırgan- iletişim sorunları yaşayan ve özgüveni düşük bireyler olurlar.
3) AŞIRI İZİN VERİCİ TUTUM:
-Bu tutuma sahip anne babalar kendi isteklerinden daha çok çocuklarının isteklerini ön planda tutarlar.
-Çocuğa herhangi bir sınır konulmaz.
-Çocuğun hatalı davranışları hoşgörü ile karşılanır.
-Çocuk, ailede söz sahibidir.
-Bu tutumla yetişen çocuklar; bağımlı olurlar, sorumluluk alma eğilimi azdır, sosyal gelişim ve özdenetim de sorun yaşarlar, doğruyu yanlışı ayırt etmede sorun yaşarlar.
4) TUTARSIZ TUTUM:
-Bu tutuma sahip aileler, aşırı hoşgörü davranışı ile otoriter tutum arasında gidip gelirler.
-Çocuğun yaşadığı toplum içinde onaylanan ve onaylanmayan davranışları öğrenmesi gerekir. Tutarsız
tutumu benimseyen ailelerde onaylanan davranışın ne olduğu çocuk tarafından anlaşılmadığı için sorun yaşanır.
-Bu tutuma sahip ailelerde yetişen çocuklar; karar vermekte zorlanan, diğer insanlara güvenmeyen, dengesiz, tutarsız, aşırı isyankâr ya da boyun eğici bireyler olarak yetişebilirler.

5) AŞIRI KORUYUCU TUTUM:
-Çocuklarını aşırı derecede korur ve kontrol eder.
-Çocukların yapabileceği birçok şey, anne baba tarafından yapılır ve böylece çocukların kendi deneyimleri ile elde edecekleri öğrenimleri engeller.
-Bu tutum altında yetişen çocuklar; kendisini savunamayan, karar verme becerileri gelişmemiş ve kendi işini yapamayan kişiliğe sahip olabilirler.
6) MÜKEMMELLİYETÇİ TUTUM:
-Bu tutuma sahip anne babalar, yaşantıları boyunca ulaşamadıkları amaçlara kendi çocuklarının potansiyellerine bakmadan ulaşmalarını beklerler.
-Çocuklardan beklentileri yüksektir ve hata yapmalarını kabullenemezler.
-Bu ailelerde yetişen çocuklar; bu ağır beklentiler altında ezilerek, sağlıklı bir kişilik geliştiremezler, hep başarmak için çabalarlar ve istedikleri şey olmadığında hayal kırıklığına uğrarlar, çoğu zaman beceriksiz ve değersiz hissederler.
-En sağlıklı olan bu tutumda, çocuklara hoşgörülü, güven verici ve destekleyici yaklaşım benimsenir.
-Bu tutum sergileyen anne babalar, çocuklarına sıcak davranır ve koşulsuz sevgi-saygı gösterir.
-Çocuklarının her durumda düşüncelerini paylaşmalarını destekler.
-Anne babaların davranışları birbiri ile tutarlıdır.
-Çocuklarından gelişimlerine uygun düzeyde olgun davranmalarını beklerler.
-Aileler çocukları ile ortak etkinlikler yapar ve sorumluluk verirler.
-Özerk davranışlar desteklenir.
-Bu tutuma sahip ailelerin çocukları; sosyal-duygusal anlamda yeterli, işbirlikçi, kendine güvenen, uyumlu, yaratıcı, bağımsız, sorumluluk sahibi, insanlara güvenebilen ve sevilen bireyler olarak yetişirler.

Peki Siz Hangi Ebeveyn Tutumunu Sergiliyorsunuz?
EBEVEYN OLARAK NELER YAPABİLİRİZ?
Anne-baba çocuğu etkin dinleyerek çocuğun duygularını dile getirmesine, kendini ifade etmesine destek olursa çocuk da onu dinleyen kişinin onun duygularını kabul ettiğini
hisseder. Etkin dinleme, anlatılanların basit bir tekrarı, anlatılanların duyulduğuna ilişkin bir mesaj, anlatılanları özetleme, duyguları dile getirme şeklinde gerçekleşmektedir. Etkin dinleme çocuğunuzu kendi kendine düşünmeye, sorununu kendi tanımlamaya, bu soruna ait çözümlerini bulmaya yönlendirir.
Çocukların duygu ve düşüncelerini sizlerle paylaşabilecekleri alanlar açmanız gerekir. Dinlemenin ilk adımı “kabul” dür. Konuşma sırasında ebeveynler, çocuklarının ne hissettiğini öğrenmek için onlarla göz teması kurarak dinlemelidirler. Çocuğun olumsuz davranışları ya da sözleri anne babada hoşnutsuzluk, kızgınlık gibi duygular yaratabilir. Bu duygular karşısında genellikle aniden ve sözel olarak şöyle ifade ederler:
-“Ne laf anlamaz çocuksun!”,
– “Sana bin kere söyledim!”,
-“Neden dikkat etmiyorsun?”
Burada kullanılan ifade çocuğa yönelik sen mesajıdır.
Sen Dili iletişimi engeller ve genellikle kızgınlık ifadesi için kullanılır. Sen dili mesajlarının odak noktası karşı taraftaki kişidir. -Ben Dili ise anne-babanın çocuğun olumsuz davranışı sırasında yaşamakta olduğu etki ve duyguları açıklayan bir ifadedir.
“Neden böyle yaptın?” yerine “Bu davranışına çok üzüldüm.” gibi…
-Kızgınlık ve öfke birikimlerini önler. “Ben” mesajı, karşımızdakinin savunmaya geçmesini, öfkeyle karşılık vermesini, konuşmaktan kaçınmasını engelleyebilir ve onun suçlanmadan kendini gözden geçirmesine olanak tanır.
*Çocukla ve ergenle sözel iletişimde sen dili yerine ben dilini kullanmak etkili iletişim açısından önemli bir yer tutar.
Okul öncesi çağdaki çocuklarla iletişim kurarken çocukların boy hizalarına inerek onlarla göz teması kurmak çok önemlidir. Çocuklarınız sizinle iletişim kurmak istediğinde, uygun şartları sağlayamıyorsanız, dinleyemeyeceğiniz durumdaysanız veya meşgulseniz bunu çocuğunuza ifade etmelisiniz. Örneğin; “şu anda biraz meşgulüm ama biraz sonra seni dinleyeceğim.”
-Sordukları soruları atlamamalı, ciddi bir şekilde cevaplandırmalısınız. Sorularını nasıl yanıtlayacağınızı bilmiyorsanız, “bunu bilmiyorum fakat senin için araştıracağım” diyebilirsiniz. Konuyla ilgili okulunuzun psikolojik danışmanından destek alabilirsiniz Çocuklar hata yaptıklarında ebeveynlerden sıklıkla duyduğumuz “Böyle yaparsan seni sevmem.” , “Ben artık senin annen değilim.” gibi ifadeler, çözüm odaklı ifadeler değildir. Çocuklarımıza küserek onları sevgimizden yoksun bırakmak yerine, hatalarını tartışmak gelişimlerine katkı sağlayacaktır. Eleştiri veya olumsuz davranışlarla ilgili fikrimizi söylerken; önce çocuğun olumlu bir özelliği, sonra durumla ilgili yaşadığımız olumsuz duygu, hoşlanmadığımız davranış söylenmeli, en son olarak olumlu özellikler ifade edilmelidir.
Örneğin: “Çoğu zaman davranışlarını kontrol edebiliyorsun (olumlu), şu an sesini yükselterek konuşman beni rahatsız etti (olumsuz), bir daha ki sefere buna dikkat edeceğini seninle bu konuda anlaşabileceğimize inanıyorum (olumlu).” Çocuğunuzu eleştirirken kişiliği değil davranışı dikkate alınmalıdır. Örneğin “Ne kadar geçimsizsin, uyumsuzsun.” gibi genelleme ve kişiliğine yönelik yargılayıcı ifadeler karşı tarafta suçluluk ve savunma yaratabilir. Bunun yerine “Kavga etmenden hoşlanmıyorum.” gibi ifadeler davranışına yönelik olacaktır.

Kurallar, çocuğun sorumluluklarını hatırlamasını sağlar bu nedenle abartılı olmadan belirli kurallar konusunda anlaşmak gerekir. Kuralların mümkün olduğunca az olması, tüm aile üyeleri için geçerli
olması ve uygulanmadığında ne gibi sonuçların olacağının açıkça belirtilmesi önemlidir. Özellikle çocukla anlaşma yaparak kural konması çatışma riskini de azaltır. Ayrıca, kendisi de bu anlaşmanın
bir tarafı olduğu için uyma eğilimi daha yüksek olur. Ortak ilgi alanları bulun, birlikte yapın. Çocuğunuzun ilgisini çekebilecek aktiviteleri keşfedin ve ona bunları birlikte yapmayı teklif edin. Bazen ifade etkilerimiz ile hissettiklerimiz birbirinden farklı olabilir. Sağlıklı ve etkili bir iletişim için hissettiklerimizi doğru aktardığımızdan emin olmalıyız.
Örneğin;
-Dikkat etsene, kör müsün? Neredeyse araba çarpacaktı! Yerine, Sana bir şey olacak diye çok korktum.
-Bu odanın hali ne, yeter artık! Hep böyle dağınık olmak zorunda mısın? Yerine, Odanı dağıtıp toplamadığında çok yoruluyorum.
-Sen zaten hep tembelsin. Bıktım öğretmenlerinden şikayet dinlemekten! Yerine, Ödevlerini yapmadığında derslerinde başarılı olamayacağından endişeleniyorum.
-Sana güvenemeyecek miyim? Yerine, Sana güvenmek istiyorum.
Bizler anne baba olarak aramızda yaşanan problemleri çocuklarımızın anlayamayacağını veya hissedemeyeceğini düşünebiliriz. Çocuklar evin içerisindeki huzursuzluğu fark edebilirler ancak anlamlandırmayabilirler. Hatta ev içerisindeki gerginliğin sebebi olarak kendilerini suçlayabilirler. Bu nedenle çocuklarımızın yanında birbirimizle iletişimimizde dikkatli

Kitap Önerileri



